WEB SAYFASI
Bir Web Sayfası Neye Benzer? HTML Nedir?
Web sayfaları,
HTML adı verilen özel bir formatlama dili kullanılarak yapılır. HTML, Hypertext Markup Language için uydurulan bir kısaltmadır. HTML, sayfalara yazacağınız bilgilerin formatlarını (yazı rekleri, büyüklükleri, paragraf biçimleri vb gibi), sayfalar arasındaki kompozik geçiş bağlantılarını vb verebileceğiniz vb bazı komutlar içerir. Bunu küçük bir örnekle açıklayalım :
|
Ev Sayfama Hoş Geldiniz | ![]() |
.... arasına yazılan bilgiler/komutlarla (HTML kodu/kaynak programı) oluşturulur.
Yukarıdaki örnekte,
| Bu alana, normal olarak web sayfasında görüntülenmeyen bilgiler yazılır. Bunlar; sayfa başlığı, anahtar kelime tanımlamaları ve sayfa içeriğinde kullanılan karakter bilgisi (dil, code page vb) vb. dir. Döküman genelinde öncelikle yüklenmesi istenen JavaScript, VBScript kodları da bu alana yazılabilir.
Bu alana, doğrudan web sayfasında görülen her türlü düzyazı, formatlama bilgileri, diğer komutlar vb. yazılır.
|
Netscape Navigator, Microsoft Internet Explorer, Mosaic, Lynx ve Opera gibi web istemcileri (tarayicilari) ise bu HTML kodlarini yorumlayarak sonucta web sayfalarının görünen biçimlerini oluştururlar. Döküman formatlama özellikleri düşünüldüğünde, HTML'yi bir kelime işlemci gibi düşünmek te olası. Ancak bir farkla : HTML her bilgisayar ortamında, her türlü web tarayıcısı ile hep benzer sayfa biçileri oluşturur ve sunar. HTML'nin döküman formatlama (biçimleme) dışında sunduğu en önemli özelliklerden biri de dökümanlar içinde ve dökümanlar arası kurulabilecek bağlantılardır (link). Bu haliyle, dökümanlar arası gezinmek ve bilgiler arasında dolaşmak mümkün olur.
6. Bölüm'de anlatıldığı gibi, web istemciniz ile bağlandığınız sayfanın kaynak kodunu (yani HTML halini) istemcinizin "View" manüsü altındaki Page Source (Microsoft IE için sadece "Source") ile görebilirsiniz. Yani, Web istemcilerinizde gördüğünüz sevimli sayfalar aslında tamamen ASCII karakterlerden oluşan "metin dosyalarıdır".
HTML'nin sağladığı bazı önemli özellikler şunlardır :
- Web sayfalarındaki yazılara değişik formatlar verilebilir (koyu renk yazı, italik yazı, yazı ortalama, renk verme, değişik boyutlarda yazma gibi),
- Tablo, Liste, Adres Alanı, sabit genişlikli yazı alanı vb gibi özel biçimler oluşturulabilir,
- Web sayfalarında "frame" adı verilen, ve birbirleri ile ilişkilendirilebilen alt-kısımlar oluşturulabilir.
- Değişik tipteki menü yapıları ile kullanıcının etkileşimli bir şekilde seçebileceği veri giriş sistemleri kullanılabilir,
- Ses, grafik, animasyon gibi uygulamaların web sayfalarından çalıştırılabilmesi için gerekli ortamlar sağlanabilir,
- Java, JavaScript, VB Script gibi programlama dilleri ile web içeriklerinin etkileşimli kullanımı için gerekli ortamları sağlar,
- Sunucu tarafında çalışan CGI programları ile we içeriklerinin etkileşimli kullanımını sağlar (şifre uygulamaları, sayaç uygulamaları vb gibi).
Yorum (yok) Yorum yaz!
KÖŞE YAZISI
Yonca TOKBAŞ
4yaprakliyonca@gmail.com
|
Herkes içindeki çocuğun peşindeKimisi onu bulmakta zorlanıyor,
Ama en azından arıyor...
İnsanın içinde bir yerlerde bir çocuk olduğunu bilmesi bile, inanın insana başka türlü bir yaşama sevinci verip etrafa; afacanlık, muziplik, olaylara bakışta bir iyimserlik, geleceğe dair umut saçıyor. İnsana çocukça gözükara bir cesaret de veriyor...
İçindeki çocuktan habersiz olanlar, hatta orada bir çocuk olması olasılığından rahatsız olanlar için, elimde olmadan, çok üzülüyorum.
Hayatı eksik yaşıyorlar diye düşünüp kahroluyorum.
Arada bu ruh ağırlaştırıcı büyüklük gözlüklerimizi çıkarıp hepimiz adına dünyaya pembe gözlüklerle bakma ihtiyacı duyuyorum.
Şu kısacık zaman zarfında anladım ki ,
Delilercesine mutlu olmaya, korkmadan neşelenmeye, utanmadan kahkaha atmaya, yasak olmadan çimlerde çıplak ayak dolaşmaya çok ihtiyacımız varmış.
Bir öğle tatilinde çalıştığımız fabrikanın, bankanın, okulun, devlet dairesinin bahçesinde, çimlere uzanmak isteğimiz varmış...
Gönderilen iletilerden, hepimizin karamsarlıklardan ne kadar bıkmış olduğumuzu anladım.
Aslında hepimizin içindeki çocuğu çıkarmak için fırsat kolladığımızı,
Azıcık yüreklendirilmeyi beklediğimizi fark ettim.
Bu çok güzel birşey biliyor musunuz!
Hala hayat belirtisi var bizde... Bitmemişiz.
Daha yeni başlıyoruz.
Benim ruhum, bu seçim ertesi bambaşka duygularla dolu.
Zerre kadar karamsarlık yok bende!
Hepimizin uzun zamandır ilk defa birşeyleri bu kadar ciddi düşündüğümüzü, adam yerine konma isteğimizi, tepkimizi dile getirmek için çaba sarfettiğimizi gördüm.
Hepimizin kendine göre çıkaracak bir dersi varmış ki, farkındalıkla hareket etmişiz diye düşündüm.
İktidarın da muhalefetin de düşünecek çok şeyi olmasının yanı sıra, bizim de bireyler olarak nerede hata yaptığımızı, liderlerden neler beklediğimizi, nelerden haz etmediğimizi düşünmeye başladığımızı ve bunları dile getirmek için çabaladığımızı gördüm.
Yaptığım eğlenceli bambaşka seçim yazısının, yani o gayriciddi yazının altında yatan ciddi düşünce de sanırım buydu.
Hepimizin seçme hakkı olduğunu,
Seçme hakkımızı kullanmak için bize verilen haklarımızı her alanda sonuna kadar değerlendirmemiz gerektiğini,
Bunu birbirimizi parçalamadan da yapabileceğimizi,
Sonuçlarına da hep beraber katlanmak zorunda olduğumuzu gösterdi... J
Zincirlerimizi kırmaya başladık bence biz.
Bu seçim bize taptaze bir takım duygular armağan etti.
Sizi bilemem ama,
Bana çok iyi geldi.
Yonca
“serinledi”
Çok anlamlı dip not: Dünkü yazımda geçen “Dünyanın en ciddi adamı sizce hiç çimlere uzanamaz mı?” soruma cevap olarak, Eda en güzel cevabı vermiş gönderdiği fotoğrafla.
Paylaşmadan geçemedim.
Gözlerim doldu resme baktıkça...
Yorum (yok) Yorum yaz!
VİRÜS...
Virüs nedir? Nasıl bulaşır?
Bilgisayar virüsleri, çalıştığında bilgisayarınıza değişik sekillerde zarar verebilen bilgisayar programlarıdır. Bu programlar (ya da virüs kodları) çalıştırıldığında programlanma şekline göre bilgisayarınıza zarar vermeye başlar. Ayrıca, tüm virüs kodları (bilinen adıyla virüsler) bir sistemde aktif hale geçirildikten sonra çoğalma (bilgisayarınızdaki diğer dosyalara yayılma, ağ üzerinden diger bilgisayarlara bulaşma vb gibi) özelliğine sahiptir.
Bilgisayar virüslerinin popüler bulaşma yollarından birisi "virüs kapmış bilgisayar programları" dır. Bu durumda, virüs kodu bir bilgisayar programına (söz gelimi, sık kullandığınız bir kelime işlemci ya da beğenerek oynadığınız bir oyun programı) virüsü yazan (ya da yayan) kişi tarafindan eklenir. Böylece, virüslü bu programları çalıştıran kullanıcıların bilgisayarları virüs kapabilirler. Özellikle internet üzerinde dosya arşivlerinin ne kadar sık kullanıldığını düşünürsek tehlikenin boyutlarını daha da iyi anlayabiliriz.
Virüslenmiş program çalıştırıldığında bilgisayar virüs kodu da, genellikle, bilgisayarınızın hafızasına yerleşir ve potansiyel olarak zararlarına başlar. Bazı virüsler, sabit diskinizin ya da disketlerinizin "boot sector" denilen ve bilgisayar her açıldığında ilk bakılan yer olan kısmına yerleşir. Bu durumda, bilgisayarınız her açıldığında "virüslenmiş" olarak açılır. Benzer şekilde, kendini önemli sistem dosyalarının (MSDOS ve windows için COMMAND.COM gibi) peşine kopyalayan virüsler de vardır.
Internet'ten aldığım e-posta'dan bilgisayarım virüs kapabilir mi?
Sadece düz yazı içeren bir e-postayı okumakla sisteminize virüs filan bulaşmaz. Eger aldığınız e-posta ile birlikte bir "attachment (eklenmiş dosya)" varsa (eklenmiş dosya, herhangi bir çalıştırılabilir (executible) dosya olabilir), mailinizi okuyup gelen dosyayı diskinize saklamakla "o dosya virüslü dahi olsa" yine virüs bulaşmaz. Tabii, eklenmiş dosyayı çalıştırırsanız ve o dosya da virüslü ise, sisteminize virüs bulaşabilir. Bu tamamen sizin sorumluluğunuz. Yıllar içinde mail programları oldukça gelişmiştir. bazı özel tekniklerle, mail içine "doğrudan çalıştırılabilir kod" ekleme olanağı vermektedir. Daha çok yeni olan bu kullanım, tüm potansiyel virüs saldırılarına açıktır. Dolayısıyla, size gelen bir maili okumadan önce, "konusuna" ve "kimden gönderildiğine" ayrıca "uzunluğuna" bakıp ona göre bir karar verebilirsiniz. Kullandığınız mail programı, bazı seçeneklerini degiştirirseniz, maili okumak için açtığınız anda, sizin onayınızı almadan, aslında bir program olan ilgili kod çalışmaya başlayabilir.
Internet'teki web sitelerine girdiğimde bilgisayarım virüs kapabilir mi?
Hayır, bulaşmaz. web sayfalarını oluşturmada kullanılan HTML, sabit diske yazma/silme vb yapılmasına izin vermez. Bunun yanında, web sayfalarında çok kullanılan Java ve JavaScript ile yazılmış web uygulamaları da diskinize kesinlikle hiçbirşey yazmaz, hiçbirşeyi silmez. Bu yüzden, gönül rahatlığı ile web üzerinde dolaşabilirsiniz.
Internet'teki bir dosya arşivinden aldığım programlar virüslü olabilir mi? Bunlar ne kadar güvenli?
Güvenilir dosya arşivlerinden alınan programlarda virüs olması ihtimali yok denecek kadar azdır. Bunlar genellikle, popüler bilgisayar dergilerinin arşiv siteleri; tanınmış yazılım şirketleri, yansıları dünyanın pek çok yerinde tutulan Simtel, Cica, Tucows, Winsite gibi sitelerdir. Zaten bir siteye girdiginizde o sitenin muhteviyatı size bazı ipuçları verir. Eger illegal programların ve "crack" olarak adlandırılan bazı programların olduğu bir sitede iseniz virüslü program alma ihtimaliniz son derece yüksek.
Yorum (yok) Yorum yaz!
BLOG NASIL ALINIR?
1. Önce www.blogcu.com adresine girip "ÜCRETSİZ KAYIT OLUN" yazısını TIKLAYIN.
2. Aşağıda görüldüğü gibi " Hesap Kayıt" diye bir bölüm ekrana gelecek. Buradaki * alanların karşısını doldurup devam tuşuna basın.
3."Profil yarat "diye bir bölüm gelecek oraları da doldurun. Devam tuşuna basın.
4.Karşınıza "şablonlar" gelecek. Oradan şablon seçin. Ben genelde sabunköpüğünü seçiyorum. Ona kodları uygulamak daha kolay oluyor. Benim vereceğim örnek kodları uygulamak istiyorsanız onu seçin. Devam et tuşuna basın.
5. Sonra sizden aktifleşmeniz istenecek. Bunun için ;
|
Yorum (yok) Yorum yaz!
gerçek dostluk
Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz atılgan ve hareketli, diğeri ise çok saf, dürüst ve sessizdi. Bir gün kurnaz olan arkadaş , diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok
beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez.Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.
Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir
ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek arkadaşının iş yerine gider
ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadaşına kızamaz. Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır. Fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır.
Saf adam artık zengindir. Biraz da sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur, Kimsesi olmadığını
öğrendiği kadına; Kendisinin de yanlız olduğunu söyler ve bu evde birlikte
yaşıyalım sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın der, yaşlı kadın hiç
düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine
uygun bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasıl
bulacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler.Yaşlı kadın ona uygun bir
kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler
sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi
kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yinede unutamamıştır. Biraz da
geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir .
Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek
isteğiyle mikrafonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya; Eskiden çok
sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim . Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. işlerim bozulduğunda onun fabrikasına gittim ve çalışmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. çok üzüldüm, ama yinede arkadaşıma kızmıyorum .çünkü biz gerçek dosttuk. Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha
fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve başlar konuşmaya;
Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı.
İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi.
Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını da verdi. Nişanlısını
istememin nedeni o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı (Hayat kadınıydı)
Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu
şekilde kurtardım.İşleri bozulduğunda gelip benden iş
istedi, Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim.
Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek
üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın benim annemdi.Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim. Şu anda evlenmekte olduğu kız de benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmesine ben ikna ettim. Değerli misafirler, işte biz böyle dostuz
Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::


